Ben Kimim?

Adım Ali Demirci. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde Okulöncesi Öğretmenliği ve aynı zamanda Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Bilgisayar Programcılığı okumaktayım. Bilgisayar dünyasına lisede merakımdan arkadaşım Rıdvan Çakır’a flash belleğin ne olduğunu sorarak başladım. Çok ilgimi çekti, harçlıklarımı biriktirip ben de aldım. Tam 512 MB. Evlerimiz aynı yerdeydi beraber gidip gelirdik. Yolda sohbet ederken 3D tasarımla uğraştığını öğrendim. Bende yine bir merak uyandı ve sorular sormaya başladım. O anlattıkça benim kullandığı programa, yapmış olduğu tasarımlara merakım daha da artıyordu. Birgün evlerine davet etti ve tasarımların nasıl yapıldığından, nerelerde kullanıldığından, bunun için farklı programların olduğundan falan bahsetti. Kendisi Cinema 4D’yi kullanıyormuş. Ertesi gün bir yerlerden boş CD bulup kendisine verdim programı atması için. O zamanlar evde internette olmadığından kurcalaya kurcalaya, Rıdvan’ın bana attığı tutorialleri inceleye inceleye bende 3D tasarım yapmaya başladım. Acemi olarak yapıyordum ama sonuçta bir şeyler yapabildiğini, başarabildiğini görmek insanı gerçekten de mutlu ediyor.

Bilgisayar dünyası beni karşı koyamayacağım şekilde içine sürüklüyordu ama nedense 3D pek ilgimi çekmemeye başlamıştı artık. Uğraşmak istemiyordum, daha farklı şeyler yapmak istiyordum. Görünen değil de arkada bir yerlerde çalışan bir şey olmak istiyordum.

Ve sanki beklediğim an gelmiş gibi yıllık ödev araştırırken, nasıl geldiğini hala anlamıyorum, karşıma html nedir diye bir zip dosyası çıktı. Yine merak, hep merak. İndirdim ve incelemeye başladım. Html tag’lerini kullanarak ekrana kendi ismimi yazdığım andaki mutluluğu hala yaşıyorum. Belki çok basit bir şey ama daha önce doğru düzgün bir şey yapamayan birisi için pahabiçilemez. Örnekleri yaptıkça yapasım geliyordu. Word dosyasının içindeki örnekleri ve kendi yaptığım alıştırmaları bir klasörde toplayım Rıdvan’ın yanına gittim. Rıdvan bana yapılan bir uygulamanın tasarım ve yazılım diye iki farklı aşamasının olduğundan bahsetti. Yazılımın ne olduğunu araştıraya başladım. Bunu yaparken aynı zamanda html’i de kurcalamaya başladım. Dreamweaverla daha tanışmadığım için Not Defterinde tag’lerle tasarım yapıyordum. Dreamweaverla tanışınca işler daha kolay olmaya başladı. Ama bu da bir süre sonra canımı sıkmaya başladı. Çünkü her şey hazır, siz sadece istediğiniz nesneyi birkaç tıklamayla yerine koyuyorsunuz. Css’in kodlarından da habersiz olarak Dreamweaver’dan yapıyordum.

Araştırmalarım beni web programcılığına götürdü. Asp ve Php diye iki dil karşıma çıktı. Bunları da gelip sordum Rıdvan’a. Allah razı olsun hiçbir zaman geri çevirmedi beni. Tam bunlardan hangilerini öğreneyim, nasıl bir şeydir derken Emin Öztürk ile tanıştım. Hani herkesin model aldığı bir kişi ya da bir şey olur ya, benimde model aldığım tek insan Emin Abi. Model aldığım onlarca şey var, bunlardan sadece bir tanesi insan. Kendisine buradan sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Emin Abi bana Asp ve Php arasındaki farklılıklardan, hangisinin yoğun kullanıldığından, hangisinin daha güçlü olduğundan ve nedenlerinden falan bahsetti. Bende Asp’den başladım. Karşı koyamayacağım şekilde bir öğrenme isteği vardı ama daldan dala da atlıyordum. Asp’de belli bir yerden sonra sarmadı ve Php’ye atladım. Aslında böyle farklı farklı yerlerden atlamam çok şey kattı bana. Asp’de çok fazla ilerlememiştim, Php’de de ekrana yazdırma, matematiksel işlemler yaptıra yaptıra daha fazla aşık olmaya başladım bu dünyaya. Araya üniversite sınavı girdi. İlk senede kazanamadım, iki sene hazırlanınca ilgilenme fırsatı bulamadım pek. Yine de arada sırada kaçamak yaparak bakıyordum örnek kodlara.

İkinci hazırlandığım senenin yazında sonuçların açıklanmasını beklerken Rıdvan’la birlikte oturup araştırma yapıyoruz. 3 tane pdf buldum ve koşarak eve gittim. Sınava hazırlandığım için evde internet kapatılmıştı bende nerde ne bulursam flash’a atıp eve getiriyordum. Php’de veritabanı ile ilgili pdf’ti. Hani böyle tıkandığınızı hissedersiniz de bir şeylerin önünüzü açmanızı istersiniz ya, işte böyle oldu. Veritabanı olayını kavramak kimsenin tutmasını istemeyeceğim bir maceraya sürükledi beni. O sene kazandım, çalıştım çabaladım, geldiğim ilde dolmuşa binmedim para biriktirdim, yazdan kalma kazandığım parayı da üstüne koydum ve bilgisayar aldım. Dersler falan artık benim için boştu. Tek bildiğim bu dünya. Neden bilmiyorum ama kodların üzerimde rahatlatıcı bir etkisi var. Beni bu dünyada koparıp kendi içerisine sürüklüyor. Ayrı bir mutluluk yaşıyorum. İşte o gerçekten de benim Dünyam…

Ali Demirci: İşte o benim.
http://www.alidemirci.net‘in Sahibi

16 Responses

  1. Rıdvan Çakır dedi ki:

    Yolun açık olsun Ali bu emek ve azim sende olduğu sürece güzel işlere imza atacağına eminim.

  2. EyÜp AKIN dedi ki:

    KALAN HAYATIN DA BAŞARILAR ABİ…

  3. Fatih Karaşahin dedi ki:

    Kardeşim ne adamsın ya. Allah yolunu açık etsin. Otobüse binmeme konusu cidden güzelmiş. Azmin ve Sabrın sonucunu İnşallah fazlasıyla alırsın.

  4. Çağrı TUNCAY dedi ki:

    Sitenizi şans eseri gördüm.Güzel bir azim ve başarı öyküsü. Tebrik ediyorum gerçekten. Başarılar.

  5. Ali Mert Yıldız dedi ki:

    Kaç yılında mezun oldun. Bende burdurda oturdumm…

  6. Emre dedi ki:

    çok başarılı bir site tebrik ederim :)

  7. Ceyhun Abbasov dedi ki:

    Helal kardesim :)) Allah maksadinda israrli olanlarin tarafindadir .
    Basarili olmak isteyen boyle azimli olmali…

    • Ali Demirci dedi ki:

      Teşekkür ederim dostum Allah razı olsun :) Allah kimsenin emeklerini boşa çıkarmasın :)

  8. Velit Çağlar dedi ki:

    Okudukça duygulandığım bir yazıdır. Başarılar kardeşim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir